Read Anywhere and on Any Device!

Special Offer | $0.00

Join Today And Start a 30-Day Free Trial and Get Exclusive Member Benefits to Access Millions Books for Free!

Read Anywhere and on Any Device!

  • Download on iOS
  • Download on Android
  • Download on iOS

Tevhîd-i Kur'ân Meâli

İsmail Dinçer
4.9/5 (24992 ratings)
Description:ÖNSÖZHuda’mız, Mevla’mız, Mürşit’imiz, Veli’miz, Evliya’mız Allah’tır…Tüm niteliklerin sahibi Allah’tır…Salât, Selâm, Duâ, yöneliş Allah’adır…Varlıktaki işleyişin sahibi, tüm sıfatların sahibi, tüm vücudları tutanAllah’tır…Tüm kâinat O’nun nûrundan varolmuştur…Tüm kâinatı birlik içinde tutan O’dur…Göklerde ve yerde hiçbir şey O’ndan ayrı değildir…Varlığı diri tutan, sürüp gidendir…Kuluna şah damarından yakındır…Tüm varlıktan vechini gösterendir…İnsan bedenini ve her varlığı bir kitap olarak sunandır…Kur’ân dediğimiz kitap, kâinat kitabıdır…Kur’ân, okunan şey demektir. Bu kâinattaki her şey, okunabilen birmektuptur…Bir çiçek, bir böcek, bir damla su, bir hücre hep okunabilir bir şekildeyaratılmıştır…Bu kitap, Hz. Muhammed’e gökten indirilmiş değildir…Hz. Muhammed, kâinat kitabının enfûsi âleminden okuduklarını bizeaktarmıştır…Mushâf-ı Şerîf dediğimiz kitap, Allah’ın Ulvî kelimelerinin Hz.Muhammed’in gönlünden bize akratılmasıdır…Allah, tüm kâinatı kuluna bir kitap olarak sunmuştur…Tüm kâinat bize Kur’ân, yani okunan şey olarak sunulmuştur…İndirilmiş ya da uydurulmuş değildir, tüm varlıktan satır satır yazılılevhalar halinde sunulmuştur…Hz. Muhammed’e ve tüm insanlara “Oku” denilen kitap, kâinatkitabıdır ve insanın kendi vücud kitabıdır…O güzel insan, gece-gündüz hiç durmadan yönünü hep Allah’adöndü; her an kâinat kitabını okudu ve okuduklarını bize aktardı…Hz. Muhammed bizlere; nereden, nasıl okuyacağımızı gösterdi…Okunacak olan kitabın, kâinat kitabı, beden kitabı olduğunu bizlerebildirdi…Aradığımız tüm hakikatlerin, kâinat kitabında satır satır yazılıolduğunu bize bildirdi…İşte Mushâf-ı Şerîf dediğimiz kitap, güzel insan Hz. Muhammed’in,manevî bir iştiyakla, Ümmü’l-Kitâb olan kâinat kitabının enfûsiâleminden okuyup aktardığı Ulvî bilgilerdir…Hz. Muhammed’in okudukları Allah’ın vahyidir…Allah, tüm kâinattan her an vahyeder…Tüm varlık O’nun vahyiyle var olmuştur, O’nun vahyiyle sürüp gider…Mürşit olan Allah’tır…Allah, Âlim isminin tecellisi olan ilim ile her varlıktan mürşitlik yapar…Allah her varlıktan, Âlim isminin tecellisi olan ilim ile irşat eder….Resul, Nebi dediğimiz güzel insanlar bizlere Allah’ın kitabı olan kâinatkitabından okuduklarını aktarmışlardır…Her insana verilen akılla, şuurla kâinat kitabı okunabilir…Kimi bir satır okur, kimi bir sayfa…Okumak; bir aşkla, tefekkürle, tenezzülle, teslîmiyetle olursa, varlıkkitabı kendini açar…Meâl çalışmamız yirmi yıla yakın sürmüştür…Okuduğumuz meâllerde gönlümüzü rahatsız edici birçok yer vardı…Allah kuluna sinirlenir mi, kızar mı, lanet eder mi?...Kahrol, geber, aşağılık maymunlar olun, taş olun, demir olun,beyinsiz, soysuz, gibi şeyler der mi?...Dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir, yıldırım gönderirdilediğini çarpar, size bir kötülük dilerse, sağır kılar, gözlerini kör edergibi şeyler der mi? Diye kendimizi sorguladık durduk…Acaba meâl diye çevirenler mi bunu bize böyle aktarıyor diye hepdüşündük…Bir örnek vermek gerekirse;Abese Sûresi 17: Kutile el insan ma ekfere hu…Diyanet Meâli: Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!Tevhîd-i Kur’ân Meâli: Hakk’ı görmemezlikten gelen insan ise kendineyazık eder.Baktık ki Allah kuluna; kahrol, nankör, geber, lanet ol gibi şeylerdemiyor, meâl yapanlar bunu böyle çeviriyor…Mevcut meâllerin güzel insan Hz. Muhammed’i kadın düşkünü gibigöstermesinden hep rahatsız olduk…Yirmi yıla yakın bir emek verip meâl çalışması yaptık, kelime kelimeçalıştık, kelimelerin aslî anlamlarını araştırarak meâlimizi bitirdik…Meâl; bir cümle içindeki anlamı, en yakın olarak kendi dilimizeçevirme gayretidir…Kur’ân ayetleri asla birbirleriyle çelişmez. Eğer çelişiyor gibigörünüyorsa ya doğru meâl yapılmamıştır ya da orada anlatılmakisteneni anlayamamışızdır…Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen o gönül insanları, hepkendimizi, kâinatı okumamız gerektiğini miras olarak bıraktılar…Hiç biri ayrı bir Din kurmadı…Hz. Mûsâ Mûsevilik, Hz. İsâ Hıristiyanlık, Hz. MuhammedMüslümanlık diye bir Din kurmadı…Hepsi Din Allah’a aittir, dedi.İşte Din, varlığın varoluş Yasalarıdır…Dini bilen insan, makamların en güzeli olan “İslâm” yani barış vehuzur üzere olur…İslâm olan kıl kadar zarar veremez…Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen o güzel insanlar hepİslâm üzereydiler…Yani Müslüman idiler…Müslüman, İslâm üzere olan, yani barış ve huzur üzere olandemektir…Dünyanın neresinde bir insan barış ve huzur üzere ise, işte oMüslümandır…Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen o güzel insanlar “İyiİnsan” olmamız gerektiğini söylediler…İyi insan olmanın yolu da ancak ve ancak kendi vücud kitabınıokumaktan geçiyor…İnsan kendini okumaya başladıkça, nasıl var olduğunun vevaredicinin Tek olduğunun sırrına ulaşıyor…İnsan kendini tanıdıkça, tüm varlığın da kendisi gibi bir varlıkolduğunu anlıyor.Tüm varlığın birbiriyle kardeş olduğunu, tüm varlığın birbiriyle olanbağını anlıyor ve tüm varlığı tutan Tek kudret, yani Allah hakikatineulaşıyor…Nasıl bir insan vücudunda sonsuz hücre var ve o sonsuz hücre Tekvücutta birleşmişse; işte bu kâinatta sonsuz gibi görünen varlık, Tekvücuttan ayrı değildir…Onun için, Bakara Sûresi 115’de: “Ve lillâhil meşriku vel magribu feeynemâ tuvellû fe semme vechullâh”. Meâli: “Doğu da ve Batı daAllah’ındır, nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır”, der…Nisâ Sûresi 126: “Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard ve kânallâhubi kulli şey’in muhîtâ”. Meâli: “Göklerde olanlar ve yerde olanlarAllah’ındır ve Allah bütün her şeyi ihâta edendir”, der…Meâl çalışmamızda her bir kelimeyi defalarca araştırdık, kelimekökünün nereden geldiğini, hata yapmamak için, en ince ayrıntısınakadar inceledik ve bazı benzetmelerin ne anlama geldiğini bulmayaözen gösterdik…Kur’ân’da ifade edilen çoğu hakikatler benzetmelerle anlatılır. Bunabazı örnekler vermek gerekirse:Zuhrûf ve bazı sûrelerde “ekvâb” kelimesi vardır. Kulpsuz kadeh,sapsız kadeh, bardak diye çevrilir. Burada kulpsuz kadehle anlatılmakistenen; takıntısı olmayan, gönlü tertemiz olan anlamındadır…Nebe Sûresi 32’de, “a'nâbe” kelimesi; üzüm, üzüm bağı, üzümleritutan asma dense de burada bir bağdaki üzüm tanelerini tutansalkımı ve tüm salkımları tutan asmayı işaret ederek, tüm varlığı tutanbir Zât vardır hakikatini bizlere benzetmeyle anlatır…Nebe Sûresi 33’de ise; “kevâıb” kelimesi; birbirinden güzel erimişüzüm tanelerine işaretle, göz alıcı güzellikleri anlatmaya çalışır…“Etrâbe” kelimesi ise; benzer, eşit, denk, birlik, yani tüm varlıktabenzerliklerle birliğin gösterilmesi hakikati vardır…Yani, Nebe Sûresi 33 meâli: Göz alıcı güzellikler ve birlik şuuruvardır…Birçok meâlde; memeleri yeni çıkmış yaşıt kızlar olarak meâlyapılıyor. Yani; cennette erkeğe, aynı yaşta memeleri yeni çıkmışsayısız kızlar verilecek diye meal yapılıyor…İnsan bunu meâl diye okurken utanıyor. Bir kız çocuğunun memeleri9-10 yaşlarında çıkar. 9-10 yaşında sayısız kız çocuğuyla cinselilişkiyi sunan meâlleri maalesef insanlar yüzyıllardır okuyor. Ve bununadı meâl oluyor…Bunu yapan zihniyetler, güzel insan Hz. Muhammed’i kadın düşkünügibi gösterenlerdir…Hz. Muhammed’i, cinselliğe düşkün biri olarak gösteren zihniyetler,bunu desteklemek için doğru olmayan hadisler uydurdular. Meâlleride o anlayışa göre yaptılar. Ahzâb sûresininde bazı yerleri böylemeâllediler. Bunu hemen hemen Kur’ân’ın her yerine meâl olarakyaydılar…Birçok evlilik yaptı dediler. Bunun sayısında bile ittifak edemediler.Ümmü Eymen için, hem hanımlarından biri dediler, hem de Hz.Muhammed’in, annemden sonraki annemdir dediğini de söylediler…Nikâhı yatak ilişkisi olarak anlattılar. Nikâh: Eklemek, katmak,katılmak, bir aileye katılmak, birlik olmak, birleşmek, uygunluk, gibianlamlarda kullanılır…Hz. Muhammed koruyucu aileliği getiren insandır. Ümmü Seleme vedört çocuğunun bakımını üstlenmiş, onları ve birçoğunu ailesi kabuletmiş, ailesine katmıştır…İşte, Hz. Muhammed’in yaptığı mücadeleyi kabul etmeyenler, işlerinegelmeyen zihniyetler onunla ilgili doğru olmayan şeyler söylediler…Güzel insan Hz. Muhammed’in insanlara sunduğu hakikatleri yoksayan zihniyetler bu zulmü yaptılar…Gönlünde Hz. Muhammed sevgisi bulunan bir kişinin, bu konuları enince ayrıntısına kadar araştırması onun üzerine bir sorumluluktur…Hz. Muhammed; Allah, Din, Sünnet, İslâm hakikatini gece-gündüzanlatmak için ölümü pahasına mücadele etmiş, insanlara birçokhakikatleri sunmuştur…Hz. Muhammed’in sunduğu hakikatler neydi, neden bunu kabuletmediler?…Hz. Muhammed: Kadın erkek eşittir, kadın da bir insandır, kadınlarakötü davranmayın, birbirinizden üstün değilsiniz, genç kızlar zorlaevlendirilmesin onların da eşlerini seçmede tercih hakları olsun,birbirinize yardım edin, kimse açlıktan ölmesin, komşunuz aç iken tokyatmayın, komşularınızı sevin, kölelik cariyelik yoktur, makam,saltanat peşinde koşmayın, kimsenin malını çalmayın, zulmetmeyin,kimsenin hakkını yemeyin, Allah’ı kâbede değil kendinizde arayın, dinipara kazanma aracı yapmayın, dini ticaret haline getirmeyin, dinyolunda ücret isteyenlere uymayın, emaneti ehline verin, gibi eşsiztavsiyeleri insanlara aktarmıştır...İşte, O güzel insanın asıl amacını yok sayan zihniyetler, onunla ilgilidoğru olmayan şeyler söylediler…Çünkü, güzel insan Hz. Muhammed’in sunduğu hakikatler işlerinegelmedi, düzenlerinin bozulacağını düşündüler…Bu zulmü; Hz. İbrâhîm’e, Hz. Mûsâ’ya, Hz. İsâ’ya, diğer Resul veNebilere ve onların yolundan gelen insanlara da yaptılar…İşte, meâl çalışmamızda hata yapmamak için en ince ayrıntısınakadar inceledik, benzetmelerle anlatılmak istenen hakikatleriyakalamaya çalıştık…Biliyoruz ki hatasız meâl yapmak mümkün değildir. Allah’ın güzelinsan Hz. Muhammed’in gönlü vasıtasıyla sunduğu Ulvî kelimeleriancak hatasız olarak o aktarabilir.Biz de gücümüz yettiğince meâl yapmaya çalıştık…Eğer bilmeden hata yapmışsak, bazı anlatılmak istenen hakikatleriyakalayamamışsak, Rabbim bizi affetsin…Aleyküm Selâm…20 Nisan 2016İsmail DinçerWe have made it easy for you to find a PDF Ebooks without any digging. And by having access to our ebooks online or by storing it on your computer, you have convenient answers with Tevhîd-i Kur'ân Meâli. To get started finding Tevhîd-i Kur'ân Meâli, you are right to find our website which has a comprehensive collection of manuals listed.
Our library is the biggest of these that have literally hundreds of thousands of different products represented.
Pages
462
Format
PDF, EPUB & Kindle Edition
Publisher
İsmail Dinçer
Release
2016
ISBN
6058349400

Tevhîd-i Kur'ân Meâli

İsmail Dinçer
4.4/5 (1290744 ratings)
Description: ÖNSÖZHuda’mız, Mevla’mız, Mürşit’imiz, Veli’miz, Evliya’mız Allah’tır…Tüm niteliklerin sahibi Allah’tır…Salât, Selâm, Duâ, yöneliş Allah’adır…Varlıktaki işleyişin sahibi, tüm sıfatların sahibi, tüm vücudları tutanAllah’tır…Tüm kâinat O’nun nûrundan varolmuştur…Tüm kâinatı birlik içinde tutan O’dur…Göklerde ve yerde hiçbir şey O’ndan ayrı değildir…Varlığı diri tutan, sürüp gidendir…Kuluna şah damarından yakındır…Tüm varlıktan vechini gösterendir…İnsan bedenini ve her varlığı bir kitap olarak sunandır…Kur’ân dediğimiz kitap, kâinat kitabıdır…Kur’ân, okunan şey demektir. Bu kâinattaki her şey, okunabilen birmektuptur…Bir çiçek, bir böcek, bir damla su, bir hücre hep okunabilir bir şekildeyaratılmıştır…Bu kitap, Hz. Muhammed’e gökten indirilmiş değildir…Hz. Muhammed, kâinat kitabının enfûsi âleminden okuduklarını bizeaktarmıştır…Mushâf-ı Şerîf dediğimiz kitap, Allah’ın Ulvî kelimelerinin Hz.Muhammed’in gönlünden bize akratılmasıdır…Allah, tüm kâinatı kuluna bir kitap olarak sunmuştur…Tüm kâinat bize Kur’ân, yani okunan şey olarak sunulmuştur…İndirilmiş ya da uydurulmuş değildir, tüm varlıktan satır satır yazılılevhalar halinde sunulmuştur…Hz. Muhammed’e ve tüm insanlara “Oku” denilen kitap, kâinatkitabıdır ve insanın kendi vücud kitabıdır…O güzel insan, gece-gündüz hiç durmadan yönünü hep Allah’adöndü; her an kâinat kitabını okudu ve okuduklarını bize aktardı…Hz. Muhammed bizlere; nereden, nasıl okuyacağımızı gösterdi…Okunacak olan kitabın, kâinat kitabı, beden kitabı olduğunu bizlerebildirdi…Aradığımız tüm hakikatlerin, kâinat kitabında satır satır yazılıolduğunu bize bildirdi…İşte Mushâf-ı Şerîf dediğimiz kitap, güzel insan Hz. Muhammed’in,manevî bir iştiyakla, Ümmü’l-Kitâb olan kâinat kitabının enfûsiâleminden okuyup aktardığı Ulvî bilgilerdir…Hz. Muhammed’in okudukları Allah’ın vahyidir…Allah, tüm kâinattan her an vahyeder…Tüm varlık O’nun vahyiyle var olmuştur, O’nun vahyiyle sürüp gider…Mürşit olan Allah’tır…Allah, Âlim isminin tecellisi olan ilim ile her varlıktan mürşitlik yapar…Allah her varlıktan, Âlim isminin tecellisi olan ilim ile irşat eder….Resul, Nebi dediğimiz güzel insanlar bizlere Allah’ın kitabı olan kâinatkitabından okuduklarını aktarmışlardır…Her insana verilen akılla, şuurla kâinat kitabı okunabilir…Kimi bir satır okur, kimi bir sayfa…Okumak; bir aşkla, tefekkürle, tenezzülle, teslîmiyetle olursa, varlıkkitabı kendini açar…Meâl çalışmamız yirmi yıla yakın sürmüştür…Okuduğumuz meâllerde gönlümüzü rahatsız edici birçok yer vardı…Allah kuluna sinirlenir mi, kızar mı, lanet eder mi?...Kahrol, geber, aşağılık maymunlar olun, taş olun, demir olun,beyinsiz, soysuz, gibi şeyler der mi?...Dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir, yıldırım gönderirdilediğini çarpar, size bir kötülük dilerse, sağır kılar, gözlerini kör edergibi şeyler der mi? Diye kendimizi sorguladık durduk…Acaba meâl diye çevirenler mi bunu bize böyle aktarıyor diye hepdüşündük…Bir örnek vermek gerekirse;Abese Sûresi 17: Kutile el insan ma ekfere hu…Diyanet Meâli: Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!Tevhîd-i Kur’ân Meâli: Hakk’ı görmemezlikten gelen insan ise kendineyazık eder.Baktık ki Allah kuluna; kahrol, nankör, geber, lanet ol gibi şeylerdemiyor, meâl yapanlar bunu böyle çeviriyor…Mevcut meâllerin güzel insan Hz. Muhammed’i kadın düşkünü gibigöstermesinden hep rahatsız olduk…Yirmi yıla yakın bir emek verip meâl çalışması yaptık, kelime kelimeçalıştık, kelimelerin aslî anlamlarını araştırarak meâlimizi bitirdik…Meâl; bir cümle içindeki anlamı, en yakın olarak kendi dilimizeçevirme gayretidir…Kur’ân ayetleri asla birbirleriyle çelişmez. Eğer çelişiyor gibigörünüyorsa ya doğru meâl yapılmamıştır ya da orada anlatılmakisteneni anlayamamışızdır…Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen o gönül insanları, hepkendimizi, kâinatı okumamız gerektiğini miras olarak bıraktılar…Hiç biri ayrı bir Din kurmadı…Hz. Mûsâ Mûsevilik, Hz. İsâ Hıristiyanlık, Hz. MuhammedMüslümanlık diye bir Din kurmadı…Hepsi Din Allah’a aittir, dedi.İşte Din, varlığın varoluş Yasalarıdır…Dini bilen insan, makamların en güzeli olan “İslâm” yani barış vehuzur üzere olur…İslâm olan kıl kadar zarar veremez…Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen o güzel insanlar hepİslâm üzereydiler…Yani Müslüman idiler…Müslüman, İslâm üzere olan, yani barış ve huzur üzere olandemektir…Dünyanın neresinde bir insan barış ve huzur üzere ise, işte oMüslümandır…Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen o güzel insanlar “İyiİnsan” olmamız gerektiğini söylediler…İyi insan olmanın yolu da ancak ve ancak kendi vücud kitabınıokumaktan geçiyor…İnsan kendini okumaya başladıkça, nasıl var olduğunun vevaredicinin Tek olduğunun sırrına ulaşıyor…İnsan kendini tanıdıkça, tüm varlığın da kendisi gibi bir varlıkolduğunu anlıyor.Tüm varlığın birbiriyle kardeş olduğunu, tüm varlığın birbiriyle olanbağını anlıyor ve tüm varlığı tutan Tek kudret, yani Allah hakikatineulaşıyor…Nasıl bir insan vücudunda sonsuz hücre var ve o sonsuz hücre Tekvücutta birleşmişse; işte bu kâinatta sonsuz gibi görünen varlık, Tekvücuttan ayrı değildir…Onun için, Bakara Sûresi 115’de: “Ve lillâhil meşriku vel magribu feeynemâ tuvellû fe semme vechullâh”. Meâli: “Doğu da ve Batı daAllah’ındır, nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır”, der…Nisâ Sûresi 126: “Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard ve kânallâhubi kulli şey’in muhîtâ”. Meâli: “Göklerde olanlar ve yerde olanlarAllah’ındır ve Allah bütün her şeyi ihâta edendir”, der…Meâl çalışmamızda her bir kelimeyi defalarca araştırdık, kelimekökünün nereden geldiğini, hata yapmamak için, en ince ayrıntısınakadar inceledik ve bazı benzetmelerin ne anlama geldiğini bulmayaözen gösterdik…Kur’ân’da ifade edilen çoğu hakikatler benzetmelerle anlatılır. Bunabazı örnekler vermek gerekirse:Zuhrûf ve bazı sûrelerde “ekvâb” kelimesi vardır. Kulpsuz kadeh,sapsız kadeh, bardak diye çevrilir. Burada kulpsuz kadehle anlatılmakistenen; takıntısı olmayan, gönlü tertemiz olan anlamındadır…Nebe Sûresi 32’de, “a'nâbe” kelimesi; üzüm, üzüm bağı, üzümleritutan asma dense de burada bir bağdaki üzüm tanelerini tutansalkımı ve tüm salkımları tutan asmayı işaret ederek, tüm varlığı tutanbir Zât vardır hakikatini bizlere benzetmeyle anlatır…Nebe Sûresi 33’de ise; “kevâıb” kelimesi; birbirinden güzel erimişüzüm tanelerine işaretle, göz alıcı güzellikleri anlatmaya çalışır…“Etrâbe” kelimesi ise; benzer, eşit, denk, birlik, yani tüm varlıktabenzerliklerle birliğin gösterilmesi hakikati vardır…Yani, Nebe Sûresi 33 meâli: Göz alıcı güzellikler ve birlik şuuruvardır…Birçok meâlde; memeleri yeni çıkmış yaşıt kızlar olarak meâlyapılıyor. Yani; cennette erkeğe, aynı yaşta memeleri yeni çıkmışsayısız kızlar verilecek diye meal yapılıyor…İnsan bunu meâl diye okurken utanıyor. Bir kız çocuğunun memeleri9-10 yaşlarında çıkar. 9-10 yaşında sayısız kız çocuğuyla cinselilişkiyi sunan meâlleri maalesef insanlar yüzyıllardır okuyor. Ve bununadı meâl oluyor…Bunu yapan zihniyetler, güzel insan Hz. Muhammed’i kadın düşkünügibi gösterenlerdir…Hz. Muhammed’i, cinselliğe düşkün biri olarak gösteren zihniyetler,bunu desteklemek için doğru olmayan hadisler uydurdular. Meâlleride o anlayışa göre yaptılar. Ahzâb sûresininde bazı yerleri böylemeâllediler. Bunu hemen hemen Kur’ân’ın her yerine meâl olarakyaydılar…Birçok evlilik yaptı dediler. Bunun sayısında bile ittifak edemediler.Ümmü Eymen için, hem hanımlarından biri dediler, hem de Hz.Muhammed’in, annemden sonraki annemdir dediğini de söylediler…Nikâhı yatak ilişkisi olarak anlattılar. Nikâh: Eklemek, katmak,katılmak, bir aileye katılmak, birlik olmak, birleşmek, uygunluk, gibianlamlarda kullanılır…Hz. Muhammed koruyucu aileliği getiren insandır. Ümmü Seleme vedört çocuğunun bakımını üstlenmiş, onları ve birçoğunu ailesi kabuletmiş, ailesine katmıştır…İşte, Hz. Muhammed’in yaptığı mücadeleyi kabul etmeyenler, işlerinegelmeyen zihniyetler onunla ilgili doğru olmayan şeyler söylediler…Güzel insan Hz. Muhammed’in insanlara sunduğu hakikatleri yoksayan zihniyetler bu zulmü yaptılar…Gönlünde Hz. Muhammed sevgisi bulunan bir kişinin, bu konuları enince ayrıntısına kadar araştırması onun üzerine bir sorumluluktur…Hz. Muhammed; Allah, Din, Sünnet, İslâm hakikatini gece-gündüzanlatmak için ölümü pahasına mücadele etmiş, insanlara birçokhakikatleri sunmuştur…Hz. Muhammed’in sunduğu hakikatler neydi, neden bunu kabuletmediler?…Hz. Muhammed: Kadın erkek eşittir, kadın da bir insandır, kadınlarakötü davranmayın, birbirinizden üstün değilsiniz, genç kızlar zorlaevlendirilmesin onların da eşlerini seçmede tercih hakları olsun,birbirinize yardım edin, kimse açlıktan ölmesin, komşunuz aç iken tokyatmayın, komşularınızı sevin, kölelik cariyelik yoktur, makam,saltanat peşinde koşmayın, kimsenin malını çalmayın, zulmetmeyin,kimsenin hakkını yemeyin, Allah’ı kâbede değil kendinizde arayın, dinipara kazanma aracı yapmayın, dini ticaret haline getirmeyin, dinyolunda ücret isteyenlere uymayın, emaneti ehline verin, gibi eşsiztavsiyeleri insanlara aktarmıştır...İşte, O güzel insanın asıl amacını yok sayan zihniyetler, onunla ilgilidoğru olmayan şeyler söylediler…Çünkü, güzel insan Hz. Muhammed’in sunduğu hakikatler işlerinegelmedi, düzenlerinin bozulacağını düşündüler…Bu zulmü; Hz. İbrâhîm’e, Hz. Mûsâ’ya, Hz. İsâ’ya, diğer Resul veNebilere ve onların yolundan gelen insanlara da yaptılar…İşte, meâl çalışmamızda hata yapmamak için en ince ayrıntısınakadar inceledik, benzetmelerle anlatılmak istenen hakikatleriyakalamaya çalıştık…Biliyoruz ki hatasız meâl yapmak mümkün değildir. Allah’ın güzelinsan Hz. Muhammed’in gönlü vasıtasıyla sunduğu Ulvî kelimeleriancak hatasız olarak o aktarabilir.Biz de gücümüz yettiğince meâl yapmaya çalıştık…Eğer bilmeden hata yapmışsak, bazı anlatılmak istenen hakikatleriyakalayamamışsak, Rabbim bizi affetsin…Aleyküm Selâm…20 Nisan 2016İsmail DinçerWe have made it easy for you to find a PDF Ebooks without any digging. And by having access to our ebooks online or by storing it on your computer, you have convenient answers with Tevhîd-i Kur'ân Meâli. To get started finding Tevhîd-i Kur'ân Meâli, you are right to find our website which has a comprehensive collection of manuals listed.
Our library is the biggest of these that have literally hundreds of thousands of different products represented.
Pages
462
Format
PDF, EPUB & Kindle Edition
Publisher
İsmail Dinçer
Release
2016
ISBN
6058349400
loader